Ben ne işe yarıyorum?

Bazı sabahlar vardır, kendini, hayatını, evini, sol bacağını, kahkülünü, tırnağını bile asalak bulursun.
Hayır PMS döneminden bahsetmiyorum. O ayrı bir kriz.
Benim bahsettiğim kendini amaçsız hissettiğin sabahlar. Bu sabahta benim için kendimi asalak  hissetme sabahıydı.
Belki kış mevsiminin karamsarlığından sıkılmanın da etkisi vardır ama bu daha çok “Bi halta yaramıyorsun be kızım!” tipi bir hissiyat.
Kendinize hiç sordunuz mu? “Ben ne işe yararım” diye? Alıştığımız sıfatlar dışında işe yaramaktan bahsediyorum. Yaptığımız iş, anneliğimiz, evlatlık görevlerimiz, ev temizliği, yemek falan değil.
İşte bu sabah ben de tam olarak bunu sorgulayarak uyandım.
Ben Ne İşe Yarıyorum?
Gazeteye gelene kadar kendi kendime – dürüst olmaya çalışarak- yeteneklerimi, becerilerimi, yapabildiklerimi ve yapma potansiyelim olan şeyleri düşündüm.
Sonra bir şeyi fark ettim…
Önemli bir şeyi fark ettim..
Siz belki daha önce fark etmiş olabilirsiniz ama ben bu sabah fark ettim…
Yapabildiğim ve yapmak istediğim bir sürü şey var ancak ben daha kalkışamadan kendi kendimi baltalıyorum. Nasıl mı?
Anlatayım…
Büyük şehirde yaşayan ve çalışan bir çok insan gibi ben de robot misali sabah aynı saatte kalk, akşam aynı saatte yat, eve aynı saatte gel, evden aynı saatte çık, hafta sonları benzer programlar etrafında dön yaşıyorum. Bunda bir anormallik yok, değil mi?
Çünkü zaten şu an bunu okuyan bir çok insan “Eee tamaaam, biz de öyleyiz zaten, ne var bunda?” diyecek.
Bunda çok şey var, var da biz görmüyoruz.
Ödenmesi gereken faturalar, planlanması gereken işler, ziyaret edilmesi gereken dostlar, empati yapılması gereken çocuklar, pişirilmesi gereken yemekler, kurulması gereken dengeler…. onlar bunlar şunlar… akşam olup yatağa yattığında düşünülmesi gereken yarın, öbür gün, 3 ay sonrası..
Hayda ben ne zaman 37 yaşıma geldim yahu? Daha geçen sene 25 değil miydim?
Aklımda daimi bir “sağlıklı beslenme + düzenli egzersiz” planı var. Orada duruyor. Babamdan genetik olarak geçmiş bir “Pazartesi diyete başlıyorum” cümlesi kadar istikrarlı olmasa da, ayda 6-7-8 defa,”yarın sabah itibarı ile adam gibi beslen” diyorum kendime.
Sonuç: Başarısız…
Sağ olsun annemden bana geçen bir el becerisi var, dikiş, nakış, örgü vs her bir şeyi yapabiliyor ve daimi olarak Pinterest’te kendime panolar oluşturuyorum. Güya bunların hepsi dikilecek, örülecek, yapılacak.
 Zaten şu DIY furyası çıktı çıkalı hepimiz el emeği ile köşeyi dönme planı yapan kadınlar olduk…
Sonuç: Başarısız…
İş çıkışlarında veya vakit yaratamazsam en azından internet üzerinden bir eğitim alarak, hobi iken uzmanlığım oldu diyebileceğim bir eğitim alayım diye araştıra araştıra, nerede ne eğitim var, ne kadar sürüyor, ne kadar ücreti var, sonunda ne işe yarar konusunda uzman oldum.
Sonuç: Başarısız…
Şimdi bunları böyle sıralayınca moralim iyice bozuldu ayrı, ancak insanın kendisine karşı dürüst olması ve sonucundan bir noktaya vararak doğru yolu bulması kadar da güzel bir şey yok.
Sıraladığım şeyler benim sürekli ertelediklerim, vakit bulamadıklarım, bahane uydurduklarım ve belki de aslında o kadar da çok istemediklerim.
Sabah gazeteye gelirken fark ettiğim “yeteneklerim, becerilerim, yapabildiklerim ve yapma potansiyelim olan şeyler” ve bunlar konusunda kendimi sürekli baltalamamın sebebi aslında çok basit.
Ben bunları yapmayı ASLINDA O KADAR DA ÇOK İSTEMİYORUM.
Bunları yapmam gerektiğini düşünüyorum, zira trend bu yönde. Yapabileceğimi, yapmam gerektiğini, yaparsam iyi hissedeceğimi düşünüyorum çünkü yaşadığımız dönem ve uyaranlar bana bunları yapmanın iyi ve doğru olduğunu empoze edip duruyor.
Neden?
Neden bu oltaya geliyorum ve kendimi sürekli “bir şey yapmam lazım, sistemin esiri oldum kaldım, kendim için hiçbir şey yapmıyorum ve hobilerimi de yerine getiremiyorum, ay hiçbir şeye vaktim yok” diye yiyip bitiriyorum?
Başkaları tarafından koyulmuş “ideal” hedefler eğer gerçekten istemiyorsak  “kışkırtıcı” hayallerden öteye gidemiyor.
Bunlardan bir veya bir kaçını başaramadığımızda da kendimizi “başarısız” olarak nitelendiriyoruz.
Kendime bu sabah; 2, yeni, gerçek, ulaşılabilir, bana ait olan, GERÇEKTEN ÇOK İSTEDİĞİM hedef koydum. Trend olmayan, dönem tarafından empoze edilmeyen. Her iki hedefe de ulaşmam yaklaşık 4 haftamı alacak.
Kısa vadeli, ulaşılabilir hedefler kendimize olan inancımızı kazanmamızı da sağlıyor. Hedefleri ve hayalleri ufak ufak büyütüp, ulaşmak için yeteri kadar efor harcadıkça daha ileri ve büyük hedefler için sağlam bir alt yapı oluşturmuş oluyoruz.
O zaman ne diyelim… herkesin hedefi kendine şekerler:)
Unutmadan; hedef ve hayalleri anlatmak onlardan uzaklaşmamıza sebep oluyormuş, geçenlerde bir yerde okudum. Bana makul geldi.
Papatya Somer

Neyin günah olduğunun farkında mısınız? Babasının hayal ettiği mesleği yapmak için hayallerinden vazgeçen bir çocuk, müdürü tarafından yükse...
Teknoloji (kalp) Ben İtiraf etmem gerekiyor ki çağın bazı getirilerinden hiç memnun değilim. Örneğin tüketim hızından....
Kör Olası Şarkılar! 'Hiç bir şarkıya takılıp kaldığınız oldu mu?' desem gülersiniz biliyorum. Peki kendinize sordun...
Sahte kimliklerimiz ve “asıl” biz İş hayatının acımasız gerçeklerinden birini duymaya hazır mıyız? Bence değiliz… O zaman sanki bir...
İlla çekip gitmek mi lazım? Şu bir türlü sevemediğim internet sitesinde çıkan (adını vermeyeceğim:-) ve sürekli birbirimize gönd...