Kendinizin Farkında Mısınız?

Yaşadığımız ilişkilerin sağlıklı ilerlemesinin en önemli sebeplerinden biri kendimizin farkında olmamızdır. Kendimizin farkında olmak, itiraf gerektiren bir yüzleşmedir. Karşımızdakini yargılarken bir saniye durup düşünmektir kendimizin farkında olmak.

Her insan -özellikle gece başını yastığa koyduğunda- öz eleştiri yapar. Kimi daha sert, kimi daha kayırıcı yapar öz eleştiriyi, ancak herkes yapar. Herkes ne olduğunu, ne olmadığını, üzerinde çalışması gerekenleri, değiştirmesi gerekenleri bilir. Bilir ve bununla kavga halindedir. Çünkü değiştirmek istediklerini bilir, bununla ilgili yaşadığı sorunların farkındadır ancak insanın kendini değiştirmesi cesaret isteyen bir şeydir.

İkili ilişkilerde çıkan tartışmaların hemen hemen hepsi sonuçsuz biter. Genellikle kedinin kum ile pisliğini örtmesi misali konunun üzeri örtülür, geçici bir çözüm bulunur ve yola devam edilir. Ayrılacak halimiz yok ya!

Oysa çıkan tartışmalarda konudan ziyade hem kendimizin hem de karşımızdakinin bakış açısına dikkat etsek, konunun neden gündem veya neden sorun olduğunu anlamak kolaylaşır.

Tartışma sırasında herkes kendi bildiğini savunur, karşısındakini dinlemez, dinlese de anlamaz. Anlamaz çünkü kendi bakış açısı ile dinler.

Cümlelerin ağzımızdan öylesine çıktığını, düşüncelerin aklımıza öylesine, birdenbire geldiğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz şekerler.
Yaşanmışlıklarımız, tecrübelerimiz, korkularımız, ön yargılarımız ve elbette yetiştirilişimizin kelimelerimizde ve tepkilerimizdeki etkisi çok büyük.
Bizim için önemli olan bir şeyi karşımızdaki kişi her ne kadar biliyor diye düşünsek bile, hassas noktaların büyük değişkenlere sebep olduğunu unutmamalıyız. Ufacık bir detayı, tek bir kelime ile açıklamak bile iletişimde büyük değişikliklere sebep olur.

Kendi bakış açımızın, kendimizin farkında olursak, kendimizi anlatmamız çok daha kolay olacağı gibi, kendinin farkında olmak; karşımızdakinin bizim gibi olmadığı gerçeğini anlamamızda da faydalı olur. Farklı bakış açılarının farkına varmak, dinlemeyi, anlamayı, uzlaşmayı ve ortak nokta bulmayı beraberinde getirir.

Eşimiz veya sevgilimiz ile sıklıkla tartıştığımız konuları düşünelim. Benzer konular, benzer savunmalar, benzer eleştiriler, geçici çözümler, kırgın kalpler, zihinde gezen soru işaretleri, boş verilen sorular, geçiştirilen cevaplar…

Bir dakika durup düşünmeye ne dersiniz?

Son tartışmanızda karşınızdakinin savunduğu şeyi onun bakış açısı, yaşam geçmişi ve algısı ile düşünmeyi deneyin. Savunduğu şey yanlış olsa bile, bu onun penceresinden görünen bir fotoğrafın çıktısıdır. Karşımızdakine mevzumuzu anlatabilmenin tek yolu, anladığı dilin kelimelerini seçmektir şekerler, deneyin. ‘Kadın haklıymış yahu’ diyeceksiniz…

Günün Sorusu:

İlişkinizde çıkan tartışmaları gerçekten uzlaştırmaya ulaştırdığınızı düşünüyor musunuz, yoksa konu genellikle karşılıklı olarak konuyu uzatmamaya karar vermekle mi bitiyor?

Kadınlar (kalp) kuaförleri Kuaförlerin o mahallede yaşayan kadınların hayatları, çocukları, kocaları, kayınvalideleri vs.. ha...
Bir samimiyet belirtisi (mi); ÇİŞ   İlişkilerin ilk zamanları genellikle resmi ve özenli geçmez mi?   Nam-ı diğer; ...
Tipik bir kadın ne zaman gider? Aldatıldığında?   Aşağılandığında? Sıkıldığında? Daha iyisini bulduğunda? Erkeklere göre...
Aynı değiliz, “ÖL” ne demek? Geçen yaz Kadıköy Metrobüs İstasyonu’ndan metrobüse bindim. Sıcak, yanıyor ortalık. Üzerimde askı...
Ben affettim, sen de affetsen keşke Düşmeden kalkmadan, kırmadan dökmeden, itmeyip çekmeden gelemiyorsun kıvama. İlla birilerini yakacak...